|

 Yıl 1988 ve biz Tıp Fakültesi’ni yeni bitirmişiz. Hocalarımızın bizlere aktardığı bilgilere göre, ülkemizde şeker hastalığı görülme sıklığı, o yıl için %2’idi. Günümüzde bu oran %6 olarak karşımıza çıkıyor. Yani toplumumuzda şeker hastalığı görülme oranı, 18 yıl içinde tam %300 artmış. Bu zaman zarfında genetik yapımızın değişmesi söz konusu olamayacağına göre, bu ürkütücü ve düşündürücü artışın tek nedeni, beslenme alışkanlıklarımız ve yaşam tarzımızdır. Kuşkusuz hepimizin kabul ettiği gerçek şu ki, eskiye göre, daha çok yağlı, soslu, rafine ve bunun doğal sonucu olarak da daha kalorili besleniyoruz. Eskiye oranla daha az yürüyor, daha az hareket ediyoruz. Zamanımızın büyük bölümü, ya TV karşısında ya da bilgisayar başında geçiyor. Hal böyle olunca da bol bol kilo almamız kaçınılmaz hale geliyor. Toplum olarak bu kısır döngüden bir şekilde çıkmamız gerekiyordu. Bu da ancak ve yalnızca bilimsel yöntemlerle olabilirdi. İşte Denge bu amaçla ve sosyal sorumluluk bilinciyle hizmete açıldı. Denge’de tümçalışmalar, etkinliği kan ıtlanmış bilimsel yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Denge, hizmete gireli henüz altı ay olmasına rağmen 18 Nisan tarihinde toplanan Diyetisyenler Kongresine ilk bilimsel çalışmasını sundu. Gururla söylemek isterim ki, çalışma büyük ilgi gördü. Bu çalışmada emeği geçen tüm arkadaşları bir kez daha kutluyorum. Bir sonraki kongreye sunulacak olan sekiz çalışma da tamamlanmış durumda. İlk sonuçlar gerçekten umut verici. Buna göre Denge, erişkinlerde %80, çocuklarda ise %30 civarında bir başarı sağladı. Gelişmiş batı ülkelerinde bile bu oran çok daha düşük seviyelerde görülüyor. Kesinlikle unutulmaması gereken husus, kilo vermenin ana sorun olmadığıdır. 0 ya da bu şekilde kilo verilebilir. Esas olan verilen kilonun tekrar alınmamasıdır. Bu da yalnızca, bilimsel yöntemlerle yağdan kilo verilmesi ile olur. Ne kadar hızlı kilo verilirse, o kadar hızlı kilo alınır. Sabırlı olmak, yavaş yavaş kilo vermek ve verilen kiloyu geri almamak en doğru olandır. Ulu Önder Atatürk, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir,” derken, bilimin önemine ne güzel de işaret etmiş. Siz siz olun, bel saunalarını, çayları, tuzları, okyanus yosunlarını bir kenara bırakın ve bilimsel yöntemlerden vazgeçmeyin. Mutlu ve umutlu yarınlar hepimizin olsun...
Op. Dr. Cevdet Ersoy Başhekim
UMUTLU VE MUTLU YARINLAR!
|